Seyahat

Dünyanın En İlginç Binaları

Dünyada bulunan yeni ya da tarihi yapıya sahip olan ilginç binaları daha önce gördünüz mü? İnsanların eski zamanlarda inşa edip hâlâ muhafaza ederek günümüze dek ulaştırabildiği tarihi binalar birçok insanı büyüsü altına almaktadır. Bu yazımızda sizler için ilginç ve aynı zamanda harika bir mimari tasarıma sahip olan binaları derleyerek bir araya getirdik.

Centre Georges Pompidou – Paris

Kütüphane olarak dikdörtgen prizmalar biçiminde inşa edilen bu mimari yapı, oldukça etkileyici bir tasarıma sahip. Bu ilginç bina Paris’te yer almakta ve 1977 yılında high-tech tekniğe sahip mimari üslup ile inşa edilmiştir. Yapımı Richard Rogers ve Renzo Piano tarafından tasarlanarak kullanıma açılmıştır. Parisliler bu yapıyı “Beabourg” yani “züppe merkezi” olarak adlandırmaktadır ve bu lüks mimari bina 100 milyon dolara mal edilmiştir.

Burj El Arab Oteli – Dubai

Dünyanın ilk 7 yıldızlı oteli olma özelliğine sahip olan bu bina, gerek mimarisi ile gerekse gece görüntüsü ile ziyaretçilerini adeta büyülemektedir. Burj El Arab oteli, denize indirilmiş olan büyük kaya blokları vasıtasıyla oluşturulan adacık üstüne inşa edilmiştir. Araplar bu otele, adından dolayı Arap Kulesi olarak isimlendirseler de yelkeni andıran şekli sebebiyle “Yelken Otel” olarak da biliniyor. Dünyada bir ilke tanıklık etmesinin yanı sıra, dünyanın en ilginç ve özgün mimarilerinden birine de sahiptir. Dubai’nin ekonomisine de oldukça büyük bir katkısı olan otel, her sene milyonlarca misafir ağırlıyor.

La Casa Milà – Barcelona

Yeni taş ocağı anlamına gelen ve İspanya’nın Barcelona kentinde bulunan bu mimari bina ünlü mimar Antoni Gaudi imzasını taşımaktadır. Konum olarak Barcelona kentinin Eixample semti içerisinde Passeig de Gràcia Caddesi üzerinde yer almaktadır. 1900’lü tarihlerin başında yapılmıştır. Bu yapı sahip olduğu yer altı kapalı otoparkı ile Barcelona’da bir ilk olma özelliğini sağlıyor.

Yahudi Müzesi – Berlin

Almanya’da Berlin kentinde yer alan bu eser, iki binadan oluşmaktadır. Birisi mahkeme binası olarak öteki ise müze olmak üzere inşa edilmiştir. Özellikle Berlin Duvarı’nın yıkılmasıyla beraber, Berlin’in yeni yapılanmasına katkı sağlayan ilk binalardandır. Yahudi Müzesi 2001 senesinden itibaren halka kapılarını açmıştır.

Crooked House – Sopot

Polonya’da yer alan bu mimari eser, oldukça ilginç görünümüyle insanları müthiş şekilde şaşırtmaktadır. Günümüzde alışveriş merkezi olarak kullanımı devam ediyor. Sopot şehri üzerinde en popüler caddelerden biri olan Monciak Caddesi’nde bulunan yapı, ünlü mimar Szotynscy Zaleski tarafından inşa edilmiştir.

Denver Sanat Müzesi – Denver

Dünyanın en tuhaf geometrik yapılarından biri olan Denver Sanat Müzesi, titanyum kaplamalara sahiptir. Yakınlarında yer alan Rocky Dağları zirvelerini temsil eder. 1971 yıllarında İtalyan mimarlardan Gio Pionti’nin tasarladığı mevcut sanat müzesine ilave olarak tasarlanmıştır. Denver Art Museum orijinal ismiyle 2006’da tamamlanan müze, çağdaş sanat koleksiyonlarıyla birlikte popüler sergileri ve Okyanusya ile Afrika sanat eserlerini içerisinde barındırmaktadır.

Kubik Evler – Rotterdam

Hollanda’da ünlü mimar Piet Blom tarafından inşa edilen bu evler, özel bir yapıdır. Turistleri oldukça şaşırtan bu yapının öne çıkan tarafı altından otoyol geçmesi ve sahip olduğu ilginç görünümdür. 1978 yılında yapılan bu evleri iç içe geçmiş küpleri andıran şekilde tasarlanmıştır. Rotterdam’daki en ilginç ve en özgün eserlerdendir.

Waldspirale – Darmstadt

Almanya’nın Darmstadt şehrinde yer alan bu yapı, apartman görüntüsünde ve 105 apartman dairesinden meydana gelmektedir. Mimari eserin içerisinde bu apartman dairelerinin yanı sıra cafeler, restoranlar da yer almakta. Dairelerin bir suni göl manzarasını andırması, bu yapıyı öne çıkaran tuhaf ve büyüleyici bir özellik. Her yıl on binlerce turistin ziyaretine ev sahipliği yapan bu mimari bina, ziyaretçilerini memnuniyetle ağırlıyor.

Pavilion – Lizbon

Portekiz ülkesinin Lizbon şehrinde yer alan Pavilion, sergi salonu amacıyla tasarlanarak harika bir görünüme sahiptir. Expo 98’de Portekiz’i temsil etmek için inşa edilen yapının adı, “Portekiz Pavyonu” anlamına gelmektedir.

Flatiron Binası – Manhattan

New York’un Manhattan şehrinde bulunan Flatiron Binası, ünlü mimarlar Daniel Burnham ile Frederick Dinkelberg tarafından tasarlandı. Bu binanın yapımı 1902 senesinde tamamlanmıştır. Bina dış yapı itibariyle bir ütü görünümünü andırdığı için İngilizce’de ütü anlamına gelen “flatiron” adını almıştır. Ayrıca Flatiron Binası, çelik iskelet kullanılmak suretiyle yapılan ilk binadır. Çelik kullanımında özel bir uzmanlık gerektiren yapıya imza atılarak, yerden tepeye dek 25 derecelik açı ile daraltılarak inşa edilmiştir. Bunun yanı sıra binadaki son kat olan 22. kat, Yunan sütunu biçiminde üç bölümden oluşuyor.

Yorum Yap

Yorum bırakmak için tıkla